DEĞERLERİMİZ
ÖREN YERİ
"Ören Yeri" denilen yer; köyümüzün şimdi kurulu olduğu yerden önce yerleşim yeri olarak kullandığı ve şu anda mezarlık olarak kullanılan mevkii ve çevresidir. Anlatılanlara ve rivayetlere göre burası Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı Devletleri dönemlerinde dahi yerleşim yeri olarak kullanılmakta imiş. Zaman zaman mezar açma, yol açma, tarlayı işleme vb. şekilde yapılan kazılarda ortaya çıkan (para, pul, küp parçaları, kapkacak vb.) bulgular bu rivayetleri destekler niteliktedir. Ayrıca köyümüzün değişik yerlerinde bulunan eski kaya mezarı kalıntılarının da Roma döneminden günümüze ulaştığı söylenmektedir.
KARA DUT
ŞAMBELLİ MAHALLESİ
Köyümüzde Şambelli Mahallesi olarak bilinen yerin çok eski bir tarihe sahip olduğunu hemen hemen hiçbirimiz bilmeyiz. Şambelli isminin aslı "ŞAHMELİK" tir. Bir Rivayete göre burada Selçuklu Sultanlarından Melikşah bir süre konaklamış ve burası daha sonra yerleşim yerine dönüşmüş; 2. Rivayete göre de eskiden padişahın oğulları veya Selçuklu Sultanlarının oğulları burada kurulu bir şehirde yöneticilik yapmışlardır.
EĞRİ KAYA (EERGAYA)
EBU ŞEYMA veya İBN-İ ŞEYMA HZ.
Köyümüz mezarlığında yatmakta olan ve halk arasında "Ebişame" olarak bilinen mübarek zatın gerçek ismi bir rivayete göre Ebu Şeyma; diğer bir rivayete göre de İbn-i Şeyma'dır. Yani Şeyma'nın oğlu veya Şeyma'nın babası anlamındadır. (Şeyma; Hz. Peygamberin Süt kardeşinin ismidir.) Bu mübarek zatın doğum ve ölüm tarihi bilinmemektedir. Ebu Şeyma Hz. ; köyümüzün eski yerleşim yeri olan Ören Yeri'nde bulunan medresede bir hoca arkadaşıyla birlikte talebe okutur, elinden geldiğince halka hizmet edermiş. (Diğer hocanın kabrinin Çavak Köyü'nde olduğu söylenir.) Rivayete göre; o devirlerde ören yerinde büyük bir kıtlık baş göstermiş. Açlık ve sefalet içinde kırılan köylüler civarda bulunan hoca efendileri birer birer gezerek yağmur yağması ve kıtlığın geçmesi için dua etmesini istemişler, ancak bir türlü çare bulunamamış. Gittikleri hocalardan birisi köylülere şöyle demiş; " Siz niçin gelip bizlerden medet umuyorsunuz, köyünüzde çok muhterem bir zat var gidin ondan dua isteyin, umuyorum ki İnşaallah onun duasıyla feraha ereceksiniz." Bunu duyan köylüler Ebu Şeyma Hazretleri'ne gelerek kendileri için dua etmesini istemişler ve hoca efendinin duasıyla köyde tekrar eski bolluk dönemi başlamış. Orta yaş ve üzeri bazı köylülerimiz, eskiden zaman zaman geceleri Ebu Şeyma Hazretleri'nin kabrinin üzerine nur yağdığını gördüklerini söylerler. Ebu Şeyma Hazretleri'nin kabrinde bulunan toprağın şifalı olduğu söylenir. Köyümüz kadınları, bu toprakla süte maya çalındığında yoğurt tuttuğunu söylerler. Ayrıca suyun içine karıştırıp da o su içildiğinde bazı rahatsızlıklara iyi geldiği, bu topraktan elde edilen çamurun bazı akıntılı yaraları ve vücutta çıkan siğilleri iyileştirdiği de köylülerimiz tarafından söylenir.
ÇARŞAMBA TAŞI
Çarşamba taşı Ebu Şeyma Hazretleri'nin vefat ettiği zaman üzerinde yıkandığı taştır. Muhtemelen Ebu Şeyma Hz. Çarşamba günü vefat etmiş, bu taşın üzerinde yıkanmış ve köyümüz mezarlığında bulunan ebedi istirahatgahına defnedilmiştir. O yüzdendir ki bu mübarek zatı ziyarete gelenler evvela Çarşamba taşını sonra da kabri ziyaret etmektedirler. Ebu Şeyma Hazretleri'nin kabri köy mezarlığı içerisinde olmasına rağmen Çarşamba Taşı bu kabre yaklaşık 1,5 km. uzaklıkta köyümüz içerisinde bulunmaktadır. Eskiden yaklaşık 1 m. yüksekliği bulunduğu söylenilen bu taş günümüzde nerdeyse toprağa gömülü vaziyettedir.
YAŞANMIŞ BİR HİKAYE:
Bu Hikaye Tarsus'un Tekke Köyü'nde yaşayan Alaattin ETİLER'in rahmetli annesi tarafından köyümüz sakinlerinden Tahir IŞIK'a bizzat anlatılmış ve Tahir IŞIK'ın anlattığı şekliyle buraya yazılmıştır.
Tarsus'un Tekke Köyü'nde yaşayan teyzemizin durumu vakti zamanında çok iyi imiş. Oğlu Alaattin ise çok zayıfmış ve hiçbir şey yemiyormuş. Durumu iyi olan aile yurt içinde bilindik, adı duyulan tüm doktorları dolaştırarak çocuklarının bu derdine derman aramışlar. Ancak durumunda herhangi bir değişiklik olmamış. Evladının göz göre göre erimesine razı olamayan annesi doktorlardan umudu kesince başka çareler aramaya başlamış ve bir tanıdığının telkinleriyle köyümüzde bulunan Çarşamba taşı ve Ebu Şeyma Hazretlerinin kabrini ziyaret etmeye karar vermiş. Tekke Köyü'nden, kardeşi Kemal ile birlikte oğlu Alaattin'i alarak Gözne Kasabası'na gelen teyzemiz burada bir at kiralayarak at sırtında Mersin Değirmendere Köyü'ne gelmiş. Önce Çarşamba Taşı'nı sonra Ebu Şeyma Hazretlerinin kabrini ziyaret ederek dua etmiş. Teyzenin anlattığına göre oğlu bu ziyaretten sonra yemek yemeye ve kilo almaya başlamış.
Bu hikayenin anlatıldığı tarihte hikayeyi dinleyen Tahir IŞIK şu soruyu sormuş;
Peki teyze oğlunuz şimdi nasıl?, kaç kilo?
cevap; görmüyon mu oğlum Maşaallah 106 kilo oldu.
Tarsus'un Tekke Köyü'nde yaşayan teyzemizin durumu vakti zamanında çok iyi imiş. Oğlu Alaattin ise çok zayıfmış ve hiçbir şey yemiyormuş. Durumu iyi olan aile yurt içinde bilindik, adı duyulan tüm doktorları dolaştırarak çocuklarının bu derdine derman aramışlar. Ancak durumunda herhangi bir değişiklik olmamış. Evladının göz göre göre erimesine razı olamayan annesi doktorlardan umudu kesince başka çareler aramaya başlamış ve bir tanıdığının telkinleriyle köyümüzde bulunan Çarşamba taşı ve Ebu Şeyma Hazretlerinin kabrini ziyaret etmeye karar vermiş. Tekke Köyü'nden, kardeşi Kemal ile birlikte oğlu Alaattin'i alarak Gözne Kasabası'na gelen teyzemiz burada bir at kiralayarak at sırtında Mersin Değirmendere Köyü'ne gelmiş. Önce Çarşamba Taşı'nı sonra Ebu Şeyma Hazretlerinin kabrini ziyaret ederek dua etmiş. Teyzenin anlattığına göre oğlu bu ziyaretten sonra yemek yemeye ve kilo almaya başlamış.
Bu hikayenin anlatıldığı tarihte hikayeyi dinleyen Tahir IŞIK şu soruyu sormuş;
Peki teyze oğlunuz şimdi nasıl?, kaç kilo?
cevap; görmüyon mu oğlum Maşaallah 106 kilo oldu.
KARATEPE (GARADEPE)
Karatepe, Mersin İli Toroslar İlçesi'ne bağlı Değirmendere Köyü hudutları içerisinde bulunan ve köyü tam karşıdan gören yemyeşil bir dağdır. Halk arasında "Garadepe" olarak bilinir. Doğu ucunda Ayvagediği, batı ucunda Güzelyayla (Kızılbağ) beldeleri bulunur.
Karatepe Orman Bakanlığı'mızın da çok önem verdiği ve koruma altına alınmış dağlardan birisidir. Karatepe'nin önemi şurdan gelmektedir. Rakımı düşük olmasına rağmen bir çok orman bitkisini ve ağaç çeşidini bir arada barındırmaktadır. Bunlar; Ladin ağacı çeşitleri, karaçam, akçam, kızılçam, andız, sedir, katran, sandal, ardıç vb. ağaçlardır.
Türkiye'de bu kadar alçak rakımda ve bu kadar ağaç çeşidini bir arada barındıran başka bir dağın olmadığı söylenmektedir. Karatepe'nin en yüksek yerinin denizden yüksekliği yaklaşık 1200 m. civarındadır.
Karatepe'nin batı ucunda ve çevreyi çok iyi gören bir noktada Mersin Orman Bölge Müdürlüğü'ne ait yangın gözetleme kulesi bulunur. Ayrıca zirve noktasında geniş bir düzlük ve burada buz gibi su kaynağı vardır.
Son yıllarda muhtemel yangın tehlikesine karşı orman içine acil müdahale için 3 ayrı yol açılmış ve seyreltme çalışmaları da düzenli olarak devam etmektedir.
Karatepe Orman Bakanlığı'mızın da çok önem verdiği ve koruma altına alınmış dağlardan birisidir. Karatepe'nin önemi şurdan gelmektedir. Rakımı düşük olmasına rağmen bir çok orman bitkisini ve ağaç çeşidini bir arada barındırmaktadır. Bunlar; Ladin ağacı çeşitleri, karaçam, akçam, kızılçam, andız, sedir, katran, sandal, ardıç vb. ağaçlardır.
Türkiye'de bu kadar alçak rakımda ve bu kadar ağaç çeşidini bir arada barındıran başka bir dağın olmadığı söylenmektedir. Karatepe'nin en yüksek yerinin denizden yüksekliği yaklaşık 1200 m. civarındadır.
Karatepe'nin batı ucunda ve çevreyi çok iyi gören bir noktada Mersin Orman Bölge Müdürlüğü'ne ait yangın gözetleme kulesi bulunur. Ayrıca zirve noktasında geniş bir düzlük ve burada buz gibi su kaynağı vardır.
Son yıllarda muhtemel yangın tehlikesine karşı orman içine acil müdahale için 3 ayrı yol açılmış ve seyreltme çalışmaları da düzenli olarak devam etmektedir.
Son Güncelleme (Salı, 20 Ekim 2009 19:59)
Yorum ekle

